sayı: on bir

kuzey yıldızı - özgür macit

Yaşamaya mahkûmdur, ölmeyi hak etmeyenler.

 

Bu, zamanını kaybetmiş bir yazı.
Ve yarımdır, hiç âşık olmamış bir insan.

- Eskisi gibi kabuğuma çekilip, kendi başıma ağlayacağımı mı sanıyordun?
- …
Yağmur yağıyordu.
- Al şu şemsiyeyi de öyle git, dedin.
- Gerek yok, senin yürüyeceğin yol benden fazla.
- …
- Görüşürüz.
- Hızlı yürü, ıslanacaksın.
Düşündüm, ıslanıyordum.
- Kuru da sayılmam zaten.
Yağmur bu sefer, yerden göğe yağıyordu.

küçük defterler I - salih aydemir

bana gelince; kim bu? diye sallandırdığım çılgın kostümler içindeki bedenim ürperdi: kim bu? hay allah her şey hâlâ yanlış; doğrular deli gibi dans ediyor öylesine… huysuzlaşan dilimin çizdiği şakalar uğruna aldatıyorum sakinleşen yüzümü… birbirine sarılmış sokaklar gibi gevşiyor gidip geldiğim kentler… seni severken, kendime dönüyorum…
beni yeniden uyandır yüzüne…

şaşkınlığın kederliliği içinde değişen ne varsa hatırlat… tehlikeli ve iyi olan sevindirecekse… beni uyandır…

en sevdiğim rengi söylemedim hâlâ - gökçe polatoğlu

yeşil bir karamel poşeti çıktı defterimin arasından. içine sesimi koyup kapattım. sen duyma ve umutlanma diye. umut zehirli… kaldırım serçesi çalındı kulağıma. ben o değildim. ben hiç üçüncü şahıs olmadım zaten.

şimdi uzak yollara giderken yine yanımda sen var. o değil. ben onu aldım hep, sen yaptım. sen şimdi oysan, al eline kalemi defteri. üzülme hiç. kırmızı ile başla yazdığın şiirlere benim için. sadece küçük defterlere yaz. onlar gibi. öyküye kaçma. bana kaçma. as time goes by. illaki saklanman gerekiyorsa kendi içine saklan. nefesini tut, ellerini kavuştur birbirine. beni tutma. tutama. çünkü utancından elleriyle yüzünü kapatan küçük bir kız çocuğuyum hâlâ. kapılarını yüzüne kapatan. kırmızı tebeşirlerle sek sek çiziyorum sokaklara. tutamazsın. o yüzden bana gelme.

düğmesiz ilik - aynur dursun

tek kanatlı kelebek
iki neon arasında
çarpışırken karanlıkla
mevsim yaza özentili
örtünmüş yarım yamalak
renklerin uçuculuğuna

çıktım sokağı kucakladım
tek kişiydi çelişkili
bütün perdeler ona örtülmüştü
buğusundan kırık kalpler yapılmayan
sessiz yalıtkan camlarda
yeryüzü tükenmiş
törenle çukurunu doldurdum
kirli deniz tabutunda
kılıç balığının

karşı kıyıdaydın sen
görmedin deniz fenerini kırdığımı
atın ayaklarıyla geçtim
başımda sığırcık sürüsü
kovuğu irinleşmiş ağaçtan

beyan - aziz kemâl hızıroğlu

orada öyle durdukça
bulut hırsızı bir yüz
parola yolculuğudur
şekerleme arayan
aşksız bülbül uykusuzluğu

bulut hırsızı yüzünle
ya sevmeye kal
ya rüzgârına bin ve git
arası yok bunun
ölümsüzlükten ölümlülüğe

sevmeye kalsın diyor yüreğim
duyar da kalırsan
zayıf yerlerimi güçlendirmeliyim
önce yüzünü- ki o senin gerçeğin değil
benim düşlerim

kalırsan kal kalmazsan sen bilirsin desem
de gideceksin hiçbir şey demesem
de bir çiçekle bir ömür arasında
dönüşünü beklerim -belki

ben sen o kim - fadıl kocagöz

ben
sen
O
kim

—eko’ya—

;

kırılgan küskünlükleriyle
duramadan neyi arayan
o kızımla buluştuğumda;
yetmezim.
—kız’larımla demeliyim belki—

İçeriği paylaş