Yağmur yeni kesmişti!
Tarlabaşı’nın parke taşlı arka sokağı ıslaklığını korurken, kaldırım taşları altında yer bulan su birikintileri, loş evlerin kimi pencerelerinden yansıyan ışıklarla menevişleniyordu. Birikintilere yaklaştıkça, gölgem, önce petrolün moruna, sonra maviye ardından gümüşi bir renge dönüşüyor…
Fötr şapkamı ve dizlerimin altına kadar uzun, kalkık yakası kulaklarımı örtecek kadar büyük bej pardösümü, lacivert pantolonumun duble paçası ve klasik kahverengi ayakkabılarım bütünlüyor. Arada, küçük su birikintilerine basmamak için sıçrayıp, dikkatli yürüyorum. Bu dünyadaki hacmimin tabanı ayakkabılarımı kirletmek istemiyorum.