gecemi yıkamayın!
yakamozla örtülü yatakta
rotasını değiştiren zaman
çarptı rüyama
uyandım
birkaç damla
ölüm kokladım
yüksek derecede
güz rengi
gecemi yıkamayın!
yakamozla örtülü yatakta
rotasını değiştiren zaman
çarptı rüyama
uyandım
birkaç damla
ölüm kokladım
yüksek derecede
güz rengi
tek kanatlı kelebek
iki neon arasında
çarpışırken karanlıkla
mevsim yaza özentili
örtünmüş yarım yamalak
renklerin uçuculuğuna
çıktım sokağı kucakladım
tek kişiydi çelişkili
bütün perdeler ona örtülmüştü
buğusundan kırık kalpler yapılmayan
sessiz yalıtkan camlarda
yeryüzü tükenmiş
törenle çukurunu doldurdum
kirli deniz tabutunda
kılıç balığının
karşı kıyıdaydın sen
görmedin deniz fenerini kırdığımı
atın ayaklarıyla geçtim
başımda sığırcık sürüsü
kovuğu irinleşmiş ağaçtan
son tren geçtiğinde
rayların üzerindeki ellerimdi
dokunamayışım bu yüzden aynalara
sürgünlerin çöküntüsüydü
ilmik attığım umutlarda
sökülen renklerim
aşkları yalıtan kapı çarpışları
sakat bıraktı direncimi
koşamıyor
kirleniyor elleri
gidiyordum
ay kesmeseydi yolumu
mavi titremeleri olmasaydı çocukluğumun
dönme dolabın içinde düşlerle yitik
her şey değişti
yıllar önce saklandığım yerdeyim
oyunlar hep aynı
yanılttı bizi yüzümüzdeki kesikler
kemiklerime çivilenmiş balık ölüleri